Ekim Ayı Geldi: Şükür, İstiğfar ve Bereketle Yeni Bir Mevsime
Ekim ayı geldi…
Yazın sıcaklığı yavaş yavaş geride kalırken ağaçların rengi değişiyor, yapraklar birer birer toprağa düşüyor. Günler kısalıyor, akşamlar serinliyor. Evlerimize biraz daha erken dönüyor, sıcak bir çayın, sessiz bir odanın, üzerimize aldığımız bir örtünün kıymetini yeniden hatırlıyoruz.
Belki de sonbaharın insana en güzel öğrettiği şeylerden biri şu: Her gidiş bir kayıp değildir.
Ağaç yaprağını bırakır ama kökünü bırakmaz. Toprak sessizleşir ama hayat bitmez. Tabiat dinlenmeye çekilir ve vakti geldiğinde yeniden yeşermek üzere bekler.
İnsan da bazen böyledir.
Geride bıraktığımız aylarda güzel günlerimiz oldu. Sevindik, güldük, umut ettik. Belki dualarımızdan bazıları kabul oldu. Belki uzun zamandır beklediğimiz bir kapı açıldı.
Ama yorulduğumuz, üzüldüğümüz, yanlış yaptığımız zamanlar da oldu.
Söylemememiz gereken bir söz söyledik belki. Ertelediğimiz namazlarımız, unuttuğumuz dualarımız, kırdığımız kalpler, kıymetini bilemediğimiz nimetler oldu. Allah’ın bize verdiği nice güzelliğin yanından fark etmeden geçtik.
İşte yeni bir aya girerken geçmişe yalnızca özlemle değil, istiğfarla da bakabiliriz.
Estağfirullah…
Geçen aylarda bilerek veya bilmeyerek yaptığımız hatalarımız için…
Kırdığımız gönüller için…
Şükretmeyi unuttuğumuz nimetler için…
Boşa geçirdiğimiz vakitler için…
Kalbimizi dünyaya fazla kaptırdığımız anlar için…
Ve artık değiştiremeyeceğimiz şeyleri Allah’a teslim edebilmek için…
İstiğfar, geçmişi geri getirmez. Fakat insanın geçmişiyle kurduğu bağı değiştirebilir. Dün elimizden çıkmıştır; fakat bugün hâlâ önümüzdedir.
HOŞ GELDİN EKİM: ELHAMDÜLİLLAH
Geçmiş için istiğfar ederken yeni gelen ayı da şükürle karşılayalım.
Elhamdülillah…
Bir Ekim ayını daha görebildiğimiz için.
Sabah yeniden gözümüzü açabildiğimiz için.
Bir bardak su içebildiğimiz, sıcak bir yemeğin kokusunu duyabildiğimiz, sevdiklerimizin sesini işitebildiğimiz için.
Belki hayatımızda henüz sahip olamadığımız çok şey var. Ama fark etmeyi unuttuğumuz ne kadar çok nimetimiz de var…
Yeni ay, büyük kararlarla başlamak zorunda değil.
Belki Ekim ayında kendimize küçücük sözler verebiliriz.
Biraz daha çok şükretmek…
Biraz daha az şikâyet etmek…
Daha çok dua etmek…
Kalp kırmaktan sakınmak…
Birine iyilik yapmak…
İmkânımız ölçüsünde sadaka vermek…
Kur’an’la biraz daha fazla vakit geçirmek…
Ve günün telaşı içinde Allah’ı hatırlayacağımız küçük sessizlikler oluşturmak.
Çünkü bazen insanın hayatını değiştiren şey büyük başlangıçlar değil, istikrarla devam ettirdiği küçük güzelliklerdir.
KIŞ GELİRKEN EVİMİZİ HAZIRLADIĞIMIZ GİBİ KALBİMİZİ DE HAZIRLAYALIM
Ekim aynı zamanda kışa hazırlık aylarından biridir.
Kışlıklarımızı çıkarırız. Evimizi düzenleriz. Eksiklerimizi tamamlarız. Soğuk günlerde neye ihtiyacımız olacağını düşünürüz.
Peki kalbimiz?
Onu da kışa hazırlasak…
Uzayan geceleri yalnızca daha uzun uyumak için değil, zaman zaman dua etmek, okumak, düşünmek ve kendimizle baş başa kalmak için değerlendirebiliriz.
Evlerimizde sıcak ve huzurlu küçük köşeler oluşturabiliriz. Bir Kur’an, bir dua kitabı, tesbih ve belki bir fincan sıcak çay…
Dışarıda rüzgâr eserken evimizin içinde Allah’ı anmanın verdiği o sakinliği yaşayabiliriz.
Kışın gelişi hayatın durması değildir. Belki biraz içe dönme zamanıdır.
Kalabalığın sesini azaltıp kalbimizin sesini duymak için bir fırsattır.
BU EKİM BİRAZ DAHA YAVAŞLAYALIM
Her yere yetişmek zorunda değiliz.
Her şeyi aynı anda başarmak zorunda değiliz.
Bazen insanın ihtiyacı olan şey daha hızlı koşmak değil, nereye doğru yürüdüğünü yeniden hatırlamaktır.
Bu Ekim kendimize biraz daha merhametli davranalım.
Geçmişte yapamadıklarımız için kendimizi sürekli yargılamak yerine bugün yapabileceğimiz küçücük bir iyiliğe bakalım.
Bir dua…
Bir istiğfar…
Bir salavat…
Bir sadaka…
Bir gönül alma…
Bir teşekkür…
Belki de küçücük gördüğümüz bir amel, Allah katında bizim düşündüğümüzden çok daha kıymetlidir.
YAPRAKLAR DÜŞERKEN DUALARIMIZ YÜKSELSİN
Sonbaharda yapraklar dallarından ayrılıyor.
Biz de bu ay kalbimizi ağırlaştıran bazı şeyleri bırakmayı deneyebiliriz.
Kırgınlıkları…
Gereksiz endişeleri…
Geçmişin yükünü…
Bitmeyen “keşke”leri…
Her şeyi kontrol etme isteğini…
Ve elimizden gelmeyenleri Allah’a emanet etmeyi öğrenebiliriz.
Sonra yeni ay için dua edebiliriz:
Allah’ım, geride bıraktığımız günlerde bilerek veya bilmeyerek yaptığımız kusurlarımızı bağışla.
Bize verdiğin ve fark edemediğimiz bütün nimetler için Sana şükrediyoruz.
Ekim ayını evlerimize huzur, sofralarımıza bereket, işlerimize hayır, bedenlerimize afiyet ve kalplerimize iman ferahlığı getiren bir ay eyle.
Helal rızkımızı genişlet, borçlarımızı kolaylaştır, hastalarımıza şifa, darda olanlara ferahlık nasip eyle.
Ailemizi, sevdiklerimizi ve bütün ümmet-i Muhammed’i muhafaza eyle.
Yaklaşan kışın soğuğunda yuvası, yiyeceği ve giyeceği olmayan kullarına yardım etmeyi bizlere de nasip et.
Bizi şükredenlerden, sabredenlerden, affedenlerden ve Seni çokça zikredenlerden eyle.
Geçmişimizi mağfiretinle ört, bugünümüzü bereketlendir, geleceğimizi hayırlı eyle. Âmin.
YENİ BİR AY, YENİ BİR NİYET
Takvimde yalnızca bir yaprak daha çevrildi belki.
Ama insan isterse küçücük bir tarih değişikliğini bile yeni bir niyetin başlangıcı yapabilir.
Bu yüzden Ekim’e büyük vaatlerle değil, güzel bir niyetle girelim:
Geçmiş için istiğfar, bugün için şükür, gelecek için dua…
Dışarıda yapraklar dökülürken içimizde umutlarımız yeşermeye devam etsin.
Evlerimize huzur, sofralarımıza bereket, gönüllerimize ferahlık dolsun.
Ve bu Ekim, yalnızca mevsimin değiştiği bir ay değil; Allah’a biraz daha yaklaştığımız, nimetlerin kıymetini biraz daha iyi bildiğimiz ve kalbimizi yaklaşan kışa güzellikle hazırladığımız bir ay olsun.
Hoş geldin Ekim. 🍂
HÛ NEFES
